\"Plazadan içeri giriyorum. Buraya ikinci gelişim. Geleceğimden haberleri var. Bugün imzalar atılacak ve ödeme yapacağım. Danışmadaki sekreter, adımı bile sormadan, iş görüşmesi için mi gelmiştiniz, diyor. Böyle bir tepkiyi kesinlikle beklemiyordum. Gülümseyerek, hayır ben sizin müşterinizim, diyorum. Sekreter defalarca özür diliyor. Üzgünüm sen ve ön yargıların kalbimi kırdınız bile. 

Görüşmeye geçiyoruz. Normalde müşteri ilişkileriyle görüşüyordum ama toplantıya çok önemli R. Bey de girmek istemiş. 

Duydum ki, kızcağız gelmiş ben de girdim toplantıya, diyor. 

Kızcağız! Kızcağız! Beynimde yankı yapıyor.

Osmanlı tuğraları ve kılıçlarıyla fon yaptığı masasında konuşmaya devam ederken, \"hem de yalnız başına çıkmış gelmiş\" diyor. 

Neden yanımda velim mi olması gerekiyordu ya da kocam? 

\"Kaçlısın sen?\" diyor. Kaçlı olduğumdan sana ne, diyorum içimden. 

Ticaret network işidir, diyor. Bu nedenle mi müşteri ilişkileri odadan çıkınca kişisel numaramı istiyorsun benden? 

Toplantı boyunca üstten bir tavırla nasihat ediyor, asla aynı seviyede görmüyor beni. Sabret Gökten sabret, çok sabırlıyımdır ben. 

Hatta R.Bey, toplantıdan çıkar çıkmaz Facebook’tan ekleyince bile sakinim. Instagram’dan takip edince bile sakin kaldım. Bulunduğun konuma güvenerek mi, \"Maşallah çok güzel çıkmışsın\" diye mesaj atabiliyorsun? 

Ahhh biz iş hayatında kendi işimizi kurmaya çalışan kızcağızlar! korunmaya ve himaye edilmeye muhtaç değiliz. 

Çok iticisiniz ve iğrençsiniz R. Bey, en cinsiyetçi lafları gülümseyerek söylüyorsunuz. Böyle kemiriyorsunuz ruhumuzu ve kişiliğimizi. 

Hiç cevap vermediğim halde üç gündür tüm story’lerime ateşli emoji yolluyor.

Şimdi bir cevap düşünelim;

Merhaba R.Bey,

İş ilişkilerimi sosyal medyaya taşımıyorum, takdir edersiniz ki burası daha samimi bir ortam.

Bunun dışında aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz bana; gokten@buyukdedeminbalları.com.

İyi çalışmalar dilerim. 

Bunu yazdım adama. Aslında demek istediğim: Senin ben şahsiyetini...

Neyse sakinim. 

Ben Gökten Doğan. Büyük Dedemin Balları markasının kurucusuyum. 

Yukarıdaki satırları günlüğümün 15.05.2018 tarihli sayfasından aldım. 

2018 yılında Büyük Dedemin Balları markasını kurarak kendi e-ticaret sitemi (buyukdedeminballari.com) açtığımda yaptığım bir delilik olarak görüldü. 26 yaşında genç bir kadındım. Yalnızca reklam eğitimim vardı. Bir de yaklaşık iki yıllık iş tecrübem. Ne yazılım biliyordum, ne e-ticaret, girişimciliğin tanımını bile yapamazdım. İnternetten alışveriş yapmak bu kadar yaygın değildi, online gıda satışı yapmaya çalışmak ise delilikti. Üstelik bal konusunda o kadar çok sahtecilik yapılmıştı ki olmayan bütçemle tüketicilerin güvenini kazanmam mümkün görünmüyordu. 

Günlüğüme yazdığım olayın üzerinden iki, dedemin kovanlarına kafayı takmamın üzerinden üç yıl geçmiş. Bugün bal, polen, polenli bal, balmumu gibi arı ürünlerinin tamamının üreticisiyim. Erzurum, Kars, Diyarbakır, Igdır’da üretimlerimiz var. Kendi e-ticaret sitemle ülkenin dört bir yanına ürünlerimi yolluyorum. Tazedirekt gibi Türkiye’nin önde gelen sağlıklı ürünler platformlarında ürünlerim satılıyor. Hepsiburada ve Trendyol sitelerinde magazalarım var. Kagider’le Hepsiburada’nın birlikte yürüttüğü Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programda gıda kategorisini ben temsil ettim. 

PERGiP Yönetim Kurulundaki tek kadın temsilciyim. İstanbul Ticaret Odası ve TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu’nun Yükselen Markalar projesine katılmaya hak kazandım. 

Tüm bunlardan sonra ‘kızcağız’ yerine ‘Gökten Hanım’ denebilecek kadar saygıyı hakkettim mi bilinmez. Kadınların iş hayatında yeteri kadar saygı görmemesi ataerkil toplumların düşünsel bir problemidir. Bu topraklarda doğan, büyüyen nesiller, bir ajansın başkanı da olsalar, bir kurumun yöneticisi de kültürel kodlarını makamlarına taşımaya devam ederler. Bu nedenle kadın girişimci olma hikayesi, cinsel kimliğimizden gelen önyargılarla mücadele etme hikayesine dönüşür. İş hayatında hangi pozisyonda olursanız olun bu zorluğu yaşarsınız fakat mesele sıfırdan bir iş kurmak olunca, bir kadından bir patron yaratma süreciniz çok daha sancılı geçer. 

Reklamcılığın kuralları arasında markanın negatif olarak görünen özelliklerini avantaja dönüştürmek vardır. Başarılı işler ancak böyle yapılır. Kendinizi bir marka olarak görmeniz gerekiyor ve toplumun size yüklediği bütün o negatif önyargıları pozitif bir bakış açısıyla yorumlamalısınız. Kadın olduğumuz için duygusal olduğumuz düşünülür, birçok kadın iş hayatında daha maskülen daha duygusuz görünmek için elinden geleni yapar.

Oysa bu EQ’muzun daha yüksek olduğu, insan ilişkilerinde daha kuvvetli olduğumuz anlamına gelir. Kadın olduğumuz için çok hassas olduğumuz düşünülür, hassas bir karakter iş hayatında sorun olabilir, denir. Hayır, bu hassaslık bize empati yeteneği kazandır ve empati yönü kuvvetli olan şirketler müşteri sadakatinde her zaman çok daha başarılıdır.

Sanayi Devrimiyle ticari dünyamızın temelleri atıldı. 1970’lerde, kadınlar özgürleşmeye başladı ve kadınlar ile erkekler arasında fark olmadığı öne sürüldü. Bizler her şey olabilir, her şey yapabilirdik. Bugün kadınlar iş dünyasında büyük ses getirecek işlere imza atıyor. Pek çok şirket esnek çalışma saatleri ve çocuk büyütmeye elverişli programlarla kadınların işini kolaylaştırmaya çalışıyor. İş yerlerindeki kadın çalışan oranı gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Temel imalat işlerinden gitgide uzaklaşıldıkça, makineler insanların yerini aldıkça, iş birliği, sözel beceriler, organizasyon ve ekip çalışması daha çok değer görüyor. Başkalarının üzerinde güç sahibi olmaya çalışarak değil katılımcı liderlik modelimizle, kadınlara özgü liderlik tarzımız takdir görmeye başlıyor. 

Kadın olmayı sevin, bunu her zaman bir avantaj olarak görme eğiliminde olun. 

Başarınızı sahiplenmek konusunda daima kararlı olun. Kendi işinizin en iyi savunucusu olmayı öğrenin. Zirveye giden yol hiçbir zaman dümdüz yukarı çıkan bir çizgi olmayacak ama siz kendi benliğinize sadık kalarak kontörlü ele almayı öğreneceksiniz. Unutmayın dişiliğimiz savaşmamız gereken bir zayıflığımız değildir. Bizi biz yapan alamet-i farikamız, en güçlü yanımızdır.


Yararlanılan:

Markalaşan Kadınlar, Catherine Kaputa