Çocuklar, dış ortamdan yetişkinlere oranla daha fazla etkilenir, yetiştikleri çevreye göre biçimlenirler. Kişilikleri, psikolojik sağlamlıkları ve ileride kuracakları ilişkiler üzerinde özellikle ailelerinin rolü oldukça fazladır. Dolayısıyla, en önemli değişkenlerden biri de ebeveynlerin kendileri arasında kurduğu ilişkinin ne kadar sağlıklı olduğudur. 

Günlük hayat içerisinde, çocukları için evli kalan çiftlere çokça rastlanabilir. Peki bu doğru mudur?

 Araştırmalar, toplumda varsayılanın aksine boşanmanın tek başına olumsuz bir etkiye neden olmadığını, çocuğu olumsuz etkileyen asıl faktörün ebeveynler arasındaki çatışma olduğunu göstermektedir. Boşanma süreci ve sonrasında çocuğu olumsuz etkileyen çatışma, aslında boşanmanın çok öncesinde başlar. Evlilik içi problemler çocuklarda davranış problemlerinin artmasına neden olur. Çocuklar, aralarında çatışma yaşayan ebeveynlerini model alır, sürekli olarak sorun yaşayan fakat bunu çözemeyen ebeveynlerinin davranışlarını ileriki yaşamlarında tekrarlama eğiliminde olurlar. Ebeveynler birbirlerine öfkeli yaklaştıkça çocuk da daha çok öfkeli ifade sergiler, depresyon ve anksiyete düzeyleri artıp benlik saygıları azalır.

Çocuklarda görülen olumsuz sonuçların bir diğer sebebi ise ebeveynlerin evlilik çatışması nedeniyle artan depresyon ve anksiyete düzeylerinin çocuklarla olan iletişimlerine de yansıyor olmasıdır. Tutarsızlık, fazla baskıcı olma, düşük destek verme gibi davranışlar sergilenir ve davranış problemleri, akademik başarısızlık gibi sonuçlara neden olur. 

Boşanma sonucunda, babaların genelde yalnızca eşlerinden değil “çocuklarından da boşandıkları”, bunun da çocuklarda terkedilme duygusuna neden olduğu tespit edildi. Çoğu toplumda aile denildiğinde akla gelen heteroseksüel ve ataerkil aile modelinde geçim kaynağı olarak addedilen babanın evden gitmesi maddi zorluklara, annenin iş hayatına girmesine ve çocuğa “hem annelik hem babalık” yapmasına sebep olur. Bu da çocukların üzerinde hissettiği baskının artmasına ve boşanma sonrası uyum sürecinin zorlaşmasına sebep olmaktadır. Genelde velayeti alan taraf olan anne ise boşanma sürecinde karşılaştığı problemler nedeniyle çocuğun problemlerine vakit ayırmakta zorlanmaktadır.

Araştırmalar, boşanmanın çiftlerin ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri de olabileceğini göstermektedir. Sağlıklı bir boşanma süreci atlatan ebeveynlerin artan motivasyonları çocuklar üzerinde de pozitif etki oluşturacaktır. Boşanma sırasında çatışma yaşamayan çiftlerin çocuklarının, evli kalmasına rağmen çatışma yaşayan çiftlerin çocuklarına göre çok daha az olumsuz etkilendikleri, psikolojik uyum açısından daha iyi oldukları sonucuna da ulaşılmıştır.

Çocuk için en sağlıklı aile çocuğa zorlayıcı cezalar vermeyen, destekleyen, dinleyen, çocuklarını şiddet kullanmadan disipline eden ve kendi aralarında uyumlu olan ebeveynler ile mümkündür. Fakat çatışmalar çözülemiyorsa sağlıklı bir boşanma süreci çocuklar için çok daha olumlu etkilere sahip olabilir. Sağlıklı bir süreç sürdürmek için çocuğa mutlaka boşanma süreciyle ilgili açıklama yapılması, çocuğun hala her iki ebeveyne de ihtiyacı olduğunu unutmadan destek olunması gerekmektedir. 

 

Özetle, çocuk için en ideali ebeveynlerin sağlıklı iletişim kurduğu bir ailede büyümeleridir. Fakat ebeveynler sorunlarını çözemiyorlarsa yalnızca çocukları için evli kalmaları evde sürekli bir çatışma ortamı yaratacağı için çocuğa boşanmadan daha fazla zarar vermesi de muhtemeldir.

Kaynak:

Öngider Gregory, N . (2016). Boşanma mı yoksa Çocuk için Evliliği Sürdürmek mi? Çocuğun Psikolojik Uyumu Açısından Önemli Bir Soru . Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar , 8 (3) , 275-289 . DOI: 10.18863/pgy.238189

Gardner, Jonathan & Oswald, Andrew J. (2005) : Do divorcing couples

become happier by breaking up?, IZA Discussion Papers, No. 1788, Institute for the Study of

Labor (IZA), Bonn


Psikoloji Lisans Öğrencisi - Gönüllü

Kardelen Yıldız