Günlerdir sosyal medyada, haber kanallarında dönen "kum@r ve dolandırıcılık" krizini, popüler bir figürün gözaltı sürecini hepimiz üzülerek izliyoruz. İşin magazin boyutu bir yana, mesele aslında çok daha derin ve çok daha sistematik bir yerde duruyor. Herkes "Nasıl bu kadar iradesiz olabiliyorlar?" ya da "Neden paralarını buralarda kaybediyorlar?" gibi bireye yönelik ve bir fayda sunmayan sorular soruyor.
Şimdi size olayın ahlaki vaazlarla, "irade zayıflığı" ve benzeri ile açıklanamayacak kadar bilimsel ve nörobiyolojik arka planını elimden geldiğince anlatacağım. Karşımızda tesadüfen kurulmuş bir düzen yok. İnsan beyninin ödül öğrenme mekanizmalarını milimetrik hesaplarla sömüren, milyarlarca dolarlık kusursuz bir "Umut Labı" var.
Gelin, bu laboratuvarın içinde beynimize tam olarak ne yaptıklarına yakından bakalım.
1. Skinner’ın Fareleri Gibiyiz: Değişken Oranlı Pekiştirme
Olayı anlamak için önce psikoloji tarihinin en temel deneylerinden birine gitmemiz gerekiyor. B.F. Skinner’ın meşhur "Skinner Kutusu" deneyleri vardır (Skinner, 1953). Skinner, kutudaki fareye her mandala bastığında yiyecek verdiğinde, fare bir süre sonra doyuyor ve basmayı bırakıyordu. Ama ödülü tamamen rastgele, yani ne zaman geleceği belirsiz şekilde verdiğinde ne oldu biliyor musunuz? Fare, çıldırmış gibi durmaksızın o mandala basmaya devam etti.
İşte yasa dışı bahis siteleri, o renkli yasal slot makineleri ya da telefonunuzdaki kum@r uygulamaları tam olarak bu "Değişken Oranlı Pekiştirme" (Variable Ratio Reinforcement) mekanizması üzerine kurulu (Skinner, 1953). Beyin, bir sonraki hamlede ne olacağını bilmediği an deha düzeyinde bir belirsizlik yaşar. Bu belirsizlik, dopaminerjik sistemi sürekli uyanık tutar. Yani mesele kazanmak değil; "belki bir sonraki sefer kazanırım" ihtimalinin yarattığı o amansız heyecan sarmalıdır.
2. "Neredeyse Kazanıyordum!" Yanılsaması (Near-Miss)
Sektörün en büyük hilelerinden biri de budur. Slot makinesinde üç tane sembolün yan yana gelmesi gerekirken, üçüncüsünün kıl payı kaçtığını görürsünüz ya hani? İçinizden "Ah be, ucundan kaçtı!" dersiniz.
Nöropsikolojik çalışmalar bize çok net bir şey gösteriyor: Bu "neredeyse kazanma" (near-miss) anları, beyindeki ödül merkezlerini tıpkı gerçekten kazanmışsınız gibi uyarır (Clark ve ark., 2009). Beyin bunu bir "kayıp" olarak kodlamaz; "Kazanmaya çok yaklaştım, bir dahakine kesin olacak" diye algılar ve sizi o masada tutmaya devam eder (Clark ve ark., 2009). Kum@r endüstrisi size fiziksel bir ürün satmıyor; onlar size "umut ve olasılık" satıyorlar. Ve bu umut, araya serpiştirilen o minik, sahte zaferlerle sürekli canlı tutuluyor.
3. Chasing Losses: Kaybettikçe Daha Çok Batmak
Dışarıdan bakan biri "Madem bu kadar çok kaybetti, neden hâlâ oynamaya devam ediyor?" diye düşünebilir. Mantıklı olan durmaktır, değil mi? Ama işin içine insan nörobiyolojisi girdiğinde mantık devre dışı kalır.
Kişi kaybettikçe, yaşadığı finansal ve duygusal yıkımı telafi etmek için daha büyük riskler almaya başlar. Literatürde buna "kayıpların peşinden koşma" (chasing losses) deniyor (Campbell-Meiklejohn ve ark., 2008). Beyin, o kayıp anında rasyonel karar vermeyi sağlayan prefrontal korteksi (yani mantık merkezini) adeta bypass eder. Karar verme mekanizması tamamen çöker ve birey bile bile uçuruma doğru koşmaya devam eder (Campbell-Meiklejohn ve ark., 2008).
4. Bu Bir Eğlence Değil, Ağır Bir Halk Sağlığı Sorunudur
Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), kumar bağımlılığını (Patolojik Kumar) artık "irade problemi" olarak görmüyor; bunu doğrudan DSM-5’te kimyasal madde bağımlılıklarıyla eşdeğer bir "beyin hastalığı" olarak sınıflandırıyor (APA, 2013).
Çünkü bu döngüye giren insanların hayatında sadece cüzdanları boşalmıyor:
-
İlişkiler, aileler darmadağın oluyor,
-
Ağır depresyon, panik ataklar ve madde kullanımları tavan yapıyor (Hodgins ve ark., 2011),
-
Ve en acısı: İntihar oranları. Epidemiyolojik veriler bize gösteriyor ki, kumar bağımlılığı tanısı olan bireylerde intihar nedeniyle hayatını kaybetme riski, genel nüfusa göre tam 15 kat daha fazla (Karlsson & Håkansson, 2018).
Şimdi soruyorum size: Bu tabloyu "bireysel eğlence" olarak adlandırmak mümkün mü?
Musluk ve Paspas Meselesi
Toparlayalım. Bir toplumda kumar erişilebilir oldukça; psikologlardan, psikiyatristlerden, sosyal hizmet uzmanlarından bu yıkımı onarmalarını beklemek mantık dışıdır.
Bu yaklaşım, musluğu sonuna kadar açıp yerdeki suyu paspasla temizlemeye çalışmaktan farksızdır.
Eğer ortada bir "Umut Labı" varsa ve bu labın içinde her gün binlerce insan, binlerce genç fareler gibi sömürülüyorsa, yapılması gereken tek şey o laboratuvarın kapısına kilit vurmaktır. Çünkü hiçbir sektörün, hiçbir şirketin kârı, bu toplumun ve o gençlerin ruh sağlığından daha değerli değildir.
Kaynakça:
-
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Arlington, VA: American Psychiatric Publishing.
-
Campbell-Meiklejohn, D. K., Woolrich, M. W., Harmer, C. J., Rogers, R. D., & Fellows, L. K. (2008). Decision making during gambling: an fMRI study of loss-chasing in pathological gamblers. Journal of Neuroscience, 28(41), 10323-10331.
-
Clark, L., Lawrence, A. J., Astley-Jones, F., & Gray, N. (2009). Gambling near-misses elicit high gambling craving and activation in brain reward systems. Neuron, 61(6), 974-982.
-
Hodgins, D. C., Stea, J. N., & Grant, J. E. (2011). Gambling disorders. The Lancet, 378(9806), 1874-1884.
-
Karlsson, A., & Håkansson, A. (2018). Suicide-related deaths in individuals with gambling disorder: a nationwide registry study. Frontiers in Psychiatry, 9, 388.
-
Potenza, M. N. (2013). Neurobiology of gambling behaviors. Current Opinion in Neurobiology, 23(4), 660-667.
-
Skinner, B. F. (1953). Science and human behavior. Macmillan.